............................................................................................................................................................................................................................................
Destek bizden, üretim sizden
MÜSİAD Elazığ Şubesi tarafından Elazığ'a davet edilen Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Genel Başkanı Erkan Gürkan, ilimize gelerek bir dizi incelemelerde bulundu. Erkan ilk olarak Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret etti. Burada Başkan Suat Öztürk tarafından kabul edilen Gürkan, daha sonra beraberindeki heyet ve Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Suat ÖZTÜRK ve MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı İbrahim Gök'le birlikte Organize Sanayi Bölgesinde bulunan iş yerlerinde çeşitli incelemelerde bulundular. MÜSİAD Elazığ Şubesi Tertip Komitesi tarafından organize edilen iftar yemeği için Konak Lokantasına gelen Erkan burada sanayici ve işadamlarıyla birlikte iftarını açtı. MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı İbrahim Gök, Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, ELGİAD ve ELSİAD üyeleri, Siyasi Parti İl Başkanları, İş adamları ve Basın mensuplarından oluşan kalabalık bir topluluk katıldı. İftar yemeğinin ardından açılış konuşmasını MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı İbrahim GÖK yaparken, KOSGEB Başkanı Erkan'ın ilimizi ziyaretlerinden memnuniyetini dile getirirken, yakın bir zamanda Elazığ'da Sinerji Merkezinin kurulacağının müjdesini verdi.
Daha sonra kürsüye gelen KOSGEB Genel Başkanı Erkan Gürkan'ın, yaptığı samimi ve içten konuşması dinleyiciler tarafından alkışlarla karşılandı. Kendilerinin uyguladığı KOBİ'lerin Dünyada örneğinin olmadığını belirten Erkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Elazığ'da üretim yapan firmaları gezdim. Dünyanın ihtiyacı olan mallar üretiliyor. Biz burada KOSGEB'in diğer birimleriyle odaları ve dolayısıyla sanayicimizi nasıl entegre ederiz bunun hesabını yapıyoruz. Bu yapıyı mevcut yapıyla bütünleştirmemiz lazım diye çaba gösteriyoruz. KOSGEB'in müdürlüğüyle diğer birimler arasındaki eşgüdümü de oluşturacak hale gelmişiz, işin başına geçmiş, bir iş kurmuş, risk almış. Bu iş adamlarının hepsi neredeyse 1. kuşak, 2. Kuşağa devri yapılmamış. Bu şirketlerin yeni dünya düzeninde küresel rekabete girmeleri gerekir. Bizim sanayicimiz şunu bilmeli: "Dünyanın şartlarına uygun hale gelmem için ne eksikliğim var." Sanayici bunu bilmezse nasıl ayakta kalacak. Stratejik yol haritasını sanayicimize danışman firmalara yasakladık. Bizim elemanlarımız gidecek, çünkü bizim elemanlarımız daha eğitimli. Biz neye destek verirsek, Elazığ zengin olur. Onun hesaplarını yaparak ve bu anlayışla yaklaşırsak hedefe daha yakınlaşırız. Benim tek isteğim sanayicimiz KOSGEB'e güvensin ve destek versin" dedi.
............................................................................................................................................................................................................................................
Doğalgaz çalışmalarında boru hattının tamamlanmak üzere olduğunu belirten AKP Elazığ Milletvekili Çetinkaya:
Doğalgaz şebeke ihalesi yapılacak
 AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Elazığ Milletvekili Necati Çetinkaya, Elazığ'ın doğalgaz projesinden faydalanması için gerekli çalışmaların yapıldığını, boru iletim hattının tamamlanmak üzere olduğunu, şehir şebeke ihalesinin 2006 yılında yapılacağını açıkladı.
Çetinkaya, Elazığ'ın doğalgaza kavuşması ile birlikte önemli bir problem olan hava kirliliğinden de kurtulacağını belirterek, şu açıklamayı yaptı: "İletim hattı çalışmalarında boru döşenmesi işlemi tamamlanmak üzere. Bu konuyu takip ediyoruz. Bu yılın sonuna kadar boru hattının tamamlanacağına eminim. Bu çalışmanın tamamlanması ile birlikte şehir merkezinde şebeke hatlarının yapılması işlemine geçilecek.
Bu yılın sonunda veya önümüzdeki yılın başında bu işin ihalesi yapılacak. Temennim odur ki, bu işi iyi bir müteahhit firma alarak şehir şebeke çalışmalarını da en kısa sürede tamamlayarak ilimizde doğalgazın hemşehrilerimiz tarafından kullanılmasını temin ederler. Doğalgazın kullanımı ile birlikte ilimizde yaşanan hava kirliliği problemine de gerekli çözüm getirilecektir. Bugün yaşanan kirliliğin çok önemli ölçüde azalacağına, insanların ve şehrin sıkıntı yaşamayacağına eminim." diye konuştu.
............................................................................................................................................................................................................................................
Mis Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat DEMİRBAĞ'dan:
3 Ekim ve AB Süreci Hayırlı olsun
Çare onlarda değil, çare bizde, bizim hazır olmamızda. Eğer biz hazır olursak, güçlü oluruz. Biz güçlü/hazır olursak onlar bizi AB'ye almak için samimi iseler acele bile ederler… Kaldı ki biz gelişmeyi sağlarsak, alsalar da almasalar da kazanan biz olacağız...Yani Türkiye olacaktır.
Müzakere sürecini başarıyla geçebilirsek hayırlı olacağı kanaatindeyim. 3 Ekim 2005 günü AB müzakere sürecinin başlamasının ardından, ülkemizden haklı olarak istenenleri siyasetçiler olarak, bürokratlar olarak, iş adamları olarak, halk olarak başarabilirsek seviyeyi yükseltebilirsek bu sürecin ülkemiz için çok hayırlı olacağına inanmaktayım.Ülke olarak daha çalışkan, daha dürüst ve daha insan haklarına saygılı olmamız lazım.
Ancak bu süreçten çıkmak hiçte zannedildiği gibi kolay olmayacaktır. Avrupa Birliği'ne girebilmek için çalışkan, dürüst ve güvenilir olmak gerekmektedir. Bu çerçevede toplumun her kesime her birimine büyük görevler, sorumluluklar düşecektir. Bizler eğer bu sorumlulukları, bu görevleri başarabilirsek, yani hepimiz üzerimize düşen görevi açık ve net olarak bilir, anlar ve uygularsak Biz AB için AB bizim için çok yararlı ve faydalı olacaktır.
40 yıllık maratonun ardından müzakereler başlatıldı. Şimdi siyasetçisi, bürokratı, sivil toplum örgütleri, yani tüm halka büyük görevler düşmekte…Türkiye AB'den müzakerelerin başlaması için kırk yıl çalışmış idi. Bu çalışmanın sonucunda birçok şey değiştirilmiş, AB'ne uyum sağlamak için çalışmalar yapılmış ve kırk yıllık bir maraton sonucunda 3 Ekim'de bu maratonu başarmış ve müzakerelerin başlamasına karar verilmiştir. Bundan sonrasının daha zor olacağını, yani kolay olmayacağını kesinlikle bilmek gerekmektedir. Şimdi tüm Türkiye'ye büyük görevler düşmekte…
Bu süreçte toplumun birçok alışkanlığı uyum çerçevesinden dolayı değişime uğrayacağından, akla hayale gelmeyen şeyler bile isteneceğinden, kamuoyunda rahatsızlıklar meydana gelebilir.
Müzakerelerin başlamasının ardından artık birçok kesime farklı görevler düşecektir, belki bu görevler insanların yıllardır süren alışkanlıklarını bozacağı için kamuoyundan farklı sesler yükselecek, farklı yorumlar yapılacaktır. Toplumun birçok alışkanlığının değişmek zorunda kalması kamuoyunda bir rahatsızlık meydana getirebilir. Ama şunu kesinlikle belirtmek gerekmektedir ki, bu sürecin bu topluma katacağı/ekleyeceği şeyler vardır. Aynı zamanda Türkiye'nin de AB'ye vereceği, öğreteceği şeyler vardır.
Halkımızın çoğunluğunun AB ile ilgili bildiği şey, serbest dolaşım hakkı elde ederek, diğer AB ülkelerinde daha rahat iş bulabileceği/iş yapabileceği gibi çok yalın şeylerdir. Oysa AB ülkelerinde iş bulmak/iş yapmak Türkiye'de iş bulmak/iş yapmaktan çok daha zordur. O yüzden AB'nin bizlere neler kazandıracağını irdelemek, bu sürecin nasıl zorlukları olduğu ortaya koymak için böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duymuş bulunmaktayız. Hala ülkenin bir çok işi % 50 kayıt dışında olduğunu unutmayalım yani çok temiz değiliz.
Siyasetçisi, bürokratı, sivil toplum örgütleri, yani tüm halkımız, herkes görevini tam manasıyla yaparsa AB bizi kendi safına katmak için aceleci davranır. Biz sürece ayak uyduramazsak tam üyelik için de belki 10-15 yıl bekleriz.
Son olarak şunu belirtmek gerekmektedir ki, Toplum olarak herkes kendi üzerine düşen görevi yapmaz ise, nasıl ki müzakerelerin başlatılmasını 40 yıl bekledik ise tam üyelik için de bizi 40 yıl bekletirler. Yani, çare onlarda değil, çare bizde, bizim hazır olmamızda, Bizim dersimize çok ve iyi çalışmamızda. Eğer biz hazır olursak, güçlü oluruz. Biz güçlü/hazır olursak onlar bizi AB'ye almak için samimi iseler acele ederler.

............................................................................................................................................................................................................................................
Havaalanı için alarm sözde kalmamalı
12 Trilyonluk ödeneğin geri gitmemesi için görevli bütün birimlerin üzerine düşeni en kısa zamanda yapmasını bütün Elazığ bekliyor.
Valilikten yapılan açıklamaya göre, Kamulaştırma çalışmalarının yılsonuna yetiştirilmesi için işlemlerin azami süratte yapılması konusunda ilgili birimlerin seferber edildiği belirtilirken, ödeneğin tamamının kullandırılması için hukuki yollar üzerinde durulduğu ifade edildi. Kamulaştırma Kanunu gereğince öncelikle gayrimenkullerin değeri ve sahiplerinin tespit edileceği sürecin mümkün olan azami süratle işlenmesi için başta tapu ve kadastro ile nüfus müdürlükleri olmak üzere ilgili birimlere valilik tarafından talimat verildiği belirtilen açıklamada, Vali Koçdemir'in, yılsonuna çok az bir zaman kalması nedenimle ayrılan ödeneğin tamamının kullanılmasını sağlayacak hukuki yollar üzerinde durduğu anlatıldı.
Açıklamada şöyle denildi, "Mevcut şartlar karşısında en güvenilir yol, Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenen 'acele kamulaştırmadır. Buna göre, Bakanlar Kurulunca acilliğine karar verilen işlerde, kıymet takdiri haricindeki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin talebiyle mahkemece tarafından 7 gün içinde gayrimenkullerin değeri tespit ediliyor. Bu bedel idare tarafından yapılan davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılıyor.
Valilikçe başlatılan teşebbüsler acele kamulaştırma usulünün tatbikiyle neticelenirse havaalanıyla ilgili iş ve işlemler 'jet hızıyla' devam edebilecektir." denildi.

............................................................................................................................................................................................................................................
Bir tartışmanın ardından...
ETSO Başkanı Suat Öztürk'ün Demirbağ'a yönelttiği suçlamaları Demirbağ tek tek cevapladı
2004 yılında Türkiye'de ilk olacak kompleks'in Elazığ'da yapılması için çalışmalara start verdiklerini açıklayan Güçbirliği A.Ş. Kırık ve atıl durumda bulunan mermer parçacıklarından blok ve plaka mermer üreteceğini, bu kompleksin dünya da 7 ülkede olduğunu ve 8. fabrikanın Türkiye'de Elazığ'da kurulacağı açıklanmıştı. Ancak geçen ayki sayımızda da duyurduğumuz üzerine Elazığ'da bu tesise yakışan uygun bir arsa bulunmadığı için bu kompleksin yatırımından vazgeçildiği açıklanmıştı.
Yatırımı askıya aldıklarını açıklayan Mis Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Demirbağ'ın yazılı açıklamasının ardından bu konuyla ilgili özel bir basın toplantısı düzenleyen Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Başkanı Suat ÖZTÜRK, Nihat Demirbağ'a karşı suçlamalarda bulundu. Ardından Nihat Demirbağ'da bir basın toplantısı düzenleyerek bu suçlamalara tek tek cevap verdi. İşte Elazığ'ın gündemine oturan bu iki tartışmadan önemli bazı anekdotlar. Yorumu siz değerli halkımızın takdirine bırakıyoruz…
Nihat DEMİRBAĞ: (23.08.2005 tarihli basın açıklamasından)
"Kompoze Taş Mermer Fabrikasını uygun arsa olmadığı ve verilmediği için maalesef yapamayacağız. Bunun yerine Organize Sanayi Bölgesinde bize verilen arsaya uygun normal bir Mermer Fabrikası yapacağız. Bu konuda beş yıldır, on yıldır koltuklarında oturup, iş adamlarını temsil ediyorum diyerek ciddi yatırımlara, ciddi girişimcilere arsa üretmeyenler utansınlar!... Bu zihniyetlerle teşvik Elazığ'a şu ana kadar yarar getirmedi Allah verede zarar getirmeye…"
Suat ÖZTÜRK: 'Kimseye arsa yok demedik.'
"Güçbirliği A.Ş. olarak bize, Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyetine herhangi bir arsa talebi dilekçesi verilmemiştir. Misaş olarak verilmiştir. Halbuki Misaş ayrı bir tüzel kişilik Güçbirliği A.Ş. ayrı bir tüzel kişilik… Müteşebbis heyeti toplanmış ve bu arkadaşlarımızı iki tane parseli yan yana olan 25 dönümlük iki parsel arsayı 10 gün içinde tahsis edilmiştir… Güçbirliği AŞ. olarak müracaat yapılmamış ki arsa verilsin. Biz kimseye arsa yok demedik... Organize Sanayi Bölgesinde hali hazırda arsamız mevcuttur… Milli Emlak Müdürlüğü ile şifai yaptığım görüşmelerde Güçbirliği A.Ş.'nin Milli Emlak Müdürlüğünden de arsa talebi olmamış..."
Nihat DEMİRBAĞ: 'Bize ve 40'a yakın işadamına Organize Sanayi Bölgesi'nde arsa yok dediniz!'
"Biz GÜÇBİRİLİĞİ'ne arsa verilmedi diyoruz o ise çarpıtarak MİSAŞ'a arsa verildi diyor.
Sayın Öztürk; 'Biz Organize Sanayi Bölgesinde kimseye arsa yok demedik.' diyor. Biz de diyoruz ki, 'dediniz!', İşte yazılı kanıtı! Hem de 2003'te, 2004'te, 2005'te, 40'a yakın yatırımcı iş adamına bunu söylediniz. Buna biz de dâhiliz. İşte sizlere yazılı belgesi! Güçbirliği A.Ş. bizden arsa istemedi diyor. Milli Emlak'tan da istememiş diyor. Kendisinden istememişsek, niye cevap veriyor? Kendisini Milli Emlak'ın, Milli Avukatı mı sanıyor?
İşte kendisinden bunu istediğimin, yazılı belgesi! İşte Milli Emlak'tan istediğimin de yazılı belgesi! Hem de 5 tane!..."
Suat ÖZTÜRK: 'Kimse arsa rantçılığı yapmasın… Ankara'ya gidin, oraya yatırım yapın'
"Kimse arsa rantçılığı yapmasın… Eğer arsa rantı peşinde koşuyorsak Elazığ'da yatırım yapmamamız lazım. Ankara'da yaparsan burada 50 Milyon ise o arsanın fiyatı, orada yarın 200 milyon olacak. Oranın arsadan rantı daha çok… Bunlar ayıp şeyler, bunlar bu memlekette fitne-u fücur sokmak, fesatlık sokmak, insanların şevkini kırmaktan başka bir şey değildir."
Nihat DEMİRBAĞ: 'İşte size Elazığ'ın niye kalkınamadığının açık kanıtı'
"Elazığ, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı sıfatı ile yatırım için uygun arsa isteyenlere bakın ne diyor;
'Kimse arsa rantçılığı yapmasın.'
Hem de bunu kime diyor, biliyor musunuz? Bu şehre en büyük yatırımı ve en büyük istihdamı yapanlara diyor. Bununla da kalmıyor, ciddi yatırımlara kıymetli arsa isteyenlere, yani Güçbirliği A.Ş.'ye, 100 iş adamı ortağına, 'Ankara'ya gidin' diyor,
İşte size Elazığ'ın niye kalkınamadığının canlı kanıtını sunuyorum. Bu kişi ki ETSO Başkanıdır. Sayın Suat Öztürk'tür. Çünkü bu arsa ile ilgili Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Valimizle de başkan vekillerim yanımda olduğu halde görüştüm.
İkisinin de cevabını aynen söylüyorum. Sayın Belediye Başkanımız Süleyman Selmanoğlu bana hitaben; '-Sayın başkanım, hay hay, sen emredeceksin biz yapacağız bu memleketin, siz yatırımcılara çok ihtiyacı var…' demiştir.
Sayın Valimiz, Dr. Kadir Koçdemir ise 'Sayın Demirbağ, sizin 500 ortağınızdan birisi de benim, bunu hep böyle bilin, elimizden gelenle, bize düşenle, her zaman yanınızdayız…' demiştir…"
Suat ÖZTÜRK: '10 trilyonluk yatırıma 6-7 trilyonluk arsa istiyor'
"Kendisiyle yaptığım şifai görüşmelerde, -ben yatırım yapıyorum, benim yapacağım yatırımda arsanın değerli olması lazım nasıl olacak, 10 trilyonluk yatırım yapacaksam, arsamın değeri 6-7 trilyon olması lazım… Hiçbir yatırımda arsanın, benim yapacağım yatırım yarısı kadar olacak diye bir mantık olamaz…"
Nihat DEMİRBAĞ: 'Öztürk, Mevcut yasayı ve kanunları hiçe sayıyor ki, kimse teşvikle ciddi yatırım yapmasın'
"Sayın Öztürk, Valilik toplantı salonunda, birçok iş adamı ile defterdarın, Yeminli Mali Müşavirin yanında ve kendi basın açıklamasında aynen şöyle iftira etmiştir; '10 trilyonluk yatırıma bizden 6-7 trilyonluk arsa istiyor' ve devam ediyor, 'arsanın değeri yatırımın yarısı kadar olacak diye bir mantık olamaz' diyor. Mevcut yasayı ve kanunları hiçe sayıyor, inkâr ediyor ki kimse teşvikle ciddi yatırım yapmasın. Sayın Öztürk, sizi ölçülü olmaya ve haddinizi bilmeye davet ediyorum…"
Suat ÖZTÜRK: 'İlimizde Güçbirliği gibi şirketlerden 50 tane 100 tane olması lazım'
"Bundan 3 yıl önce adı üstünde Güçbirliği AŞ. diye bir şirket kuruldu. Bu şirket kurulurken de bizim tüm beyanatlarımızda Elazığ'ımızda böyle Güçbirliği gibi halka açık şirketler 1 tane 5 tane 10 değil, 50 tane 100 tane olması lazım…"
Nihat Demirbağ: Güçbirliği'nin bir ciddi yatırımına arsa bulamıyorsun, 100 taneye nasıl bulacaksın?
"Sayın Öztürk, İş adamları sizi o makama, kendilerine iftira atasınız Elazığ'a gelecek yatırımların önünü kesesiniz diye getirmedi. Bir de kalkmış utanmadan, sıkılmadan demagoji yaparak, 'Elazığ da 50 tane, 100 tane Güçbirliği kurulsun.' diyorsun, Sen bir tane Güçbirliği'nin, bir tane ciddi yatırımına arsa bulamıyorsun, 100 taneye nasıl bulacaksın?
Elazığ Ticaret Sanayi Odası Başkanı'nın görevi sadece aidat toplamak, oda belgesi vermek değildir. Ana görevi ilimize gelecek böyle ciddi yatırımlara zamanında başlayıp her konuda alt yapı hazırlamaktır…"
Suat ÖZTÜRK: 'Şimdi çarpıcı bir şey daha açıklayacağım! Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Misaş'a iki arsa verilmiştir.'
"Şimdi çarpıcı bir şey daha açıklayacağım. Milli Emlak Müdürlüğü tarafından Misaş AŞ'nin Sarıçubuk Mevkii'nde 5 yıldızlı otel için Parsel No: 1 Ada No: 2557'de 102.966 metrekare yine aynı yerde Sürsürü Mevkii'nde Parsel No: 1 Ada No: 2237'de otel ve iş merkezi yapımı için 17.721 metrekare arsa verilmiş. İki tane sen yatırım yapacam, turizm tesisi yapacam diye arsa istemişsin ve orada verilmiş…"
Nihat Demirbağ: 'Bunun neresi çarpıcı? O arsalara Elazığ'ın en büyük yatırımının yapıldığını tüm Elazığ biliyor. Niye Fitne-i Fücurluk sokmaya çalışıyorsun?'
"Utanmadan, sıkılmadan çarpıcı bir şey açıklayacağım diyor ve belge göstererek Milli Emlak, Misaş'a iki tane arsa vermiş diyor.
Sayın Öztürk, bunun neresi çarpıcı? Bunu bütün Elazığ biliyor. O arsaya Elazığ'ın en büyük yatırımının yapıldığını, şu ana kadar 15 bin kişinin gezdiğini ve Elazığ'ın bu eserle gurur duyduğunu, bilmeyen mi kaldı?
Sayın Öztürk, çarpıcı diyerek neyi çarpıtıyorsun. Allahtan korkmuyor musun, utanmıyor musun, bu yatırımlara varını yoğunu vermiş, ilimize en büyük yatırımları yapan, Elazığ'ın gururu, işsizlerin umudu olmuş, bu 500 kişilik, birlik ve beraberliğe sizin üslup ve deyiminizle diyorum ki;
"Niye fitne-i fücurluk sokmak istiyorsun? Şunu bilin ki, çok ayıp ve çok yanlış yapıyorsunuz, çünkü iş adamlarını temsil eden makamdaki bir kişiye bunu asla yakıştıramıyorum..."
Suat ÖZTÜRK: 'Demek bizim yerimizde olsalar, her gün televizyonlardan inmezler. Ortalığı birbirine katar, yakar, kudurturlar!'
"Gazetelerde boy göstererek yatırımcılık olmaz. Ben 35 yıldır, benim Şarkgaz'ım 25 yıldır bu memlekette. Ben Şarkgaz ile ilgili 25 yılda 3-4 sefer televizyona çıkmışım. Kardeşlerimde dahil, Genel Müdürümde dahil. Demek bizim yerimizde olsalar, bizim kapasitemizde cirosu olan, istihdam yaratan veya ekonomisi olan veya başka iş dallarında çalışan bir kuruluş olmuş olsalar her gün televizyonlardan inmezler veya ortalığı birbirine katar, yakar, kudurturlar…"
Nihat DEMİRBAĞ: 'Sizi tutan mı var? Anlatın bakayım, neyi anlatacaksınız? 10 yıldır sizinle birlikte devam eden Elazığ'ın üç büyük sorununu mu anlatacaksınız?'
"Sayın Öztürk bana hitaben, 'Bunları basına niye anlatıyorsun?' diyor. Sayın Öztürk; Biz çok ortaklı ve şeffaf bir şirketiz. 17 yıldır her yaptığımızın hesabını 500 ortağımızla ve kamuoyu ile paylaşıyoruz. Saman altından su yürütmüyoruz ki anlatmayalım, paylaşmayalım!. 'Bak ben hiç Şarkgaz'ı anlatıyor muyum' diyor.
Sayın Öztürk, sizi tutan mı var? Anlatın bakayım, neyi anlatacaksınız? 10 yıldır sizinle birlikte devam eden Elazığ'ın üç büyük sorunundan, Hava alanı pistinin büyümemesini mi? Kalıcı bir fuar alanının yapılmamasını mı? Yoksa doğalgazın Elazığ'a gelmemesinin niye geciktiğini mi anlatacaksın? Neyi anlatacaksın? Çık, anlat!
Sizi insafa ve sizi seçen güzide iş adamlarına, layık hizmet etmeye davet ediyorum. Misaş'ın, Güçbirliği'nin ve onun ortaklarının yatırım için, istihdam için nasıl çırpındığını herkes görüyor ve takdir ediyor.
Bu şehirde, büyük yatırım yapanlara 'Kıymetli arsa arıyorsanız, gidin Ankara'ya yatırım yapın!' Bunu nasıl dersin? Bunu söyleyecek en son kişi, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olmalıydı.
Yatırımcıya, 'Elazığ'dan Ankara'ya git.' demek, teşvike de Elazığ'a da vurulabilecek en büyük darbedir. Bu nasıl bir zihniyettir anlayamıyorum. Sayın Öztürk görevini yapmıyorsun, bari konuşarak suç işleme, sizi Elazığ'a saygılı olmaya ve iş adamlarına da köstek değil destek olmaya davet ediyorum.
Sayın Basın Mensupları ve Değerli Elazığlılar! Böyle bir sataşmaya, cevap verip, zamanınızı aldığım için çok üzülüyorum, hatta cevap vereyim mi vermeyeyim mi diye çok düşündüm ama bu gerçeklerin birisi tarafından artık söylenmesi gerektiğini düşündüm. Çünkü 10 yıldır biz sustuk, sustukça meydan bunlara kaldı, Elazığ geri gitti. Rabbena, hep bana diyen bu zihniyetlerin, bilinmesi lazım diye konuştum…"
............................................................................................................................................................................................................................................
Bir yanda eleman bulamayan iş adamlarımız, Bir yanda ise iş arayan binlerce gencimiz
İlimizin genel sorunu olarak daima karşımıza çıkan en büyük olgularından birisi işsizlik, gençlerimiz iş bulamamaktan yana muzdarip, ancak madalyonun beriki yüzünde ise işçi arayan ve kalifiye eleman bulamayan işletmeciler. Sonuç olarak binlerce boş insan ve çalıştıracak eleman bulamayan işyerleri… Evet Elazığ bu kadar esrarengiz ve ilginç bir durumla karşı karşıya bu durum yerel medyada bazı kalemlerinde ilgisini/dikkatini çekmiş olacak ki, geçtiğimiz günlerde günlük olarak yayın yapan Ayışığı gazetesinin kurucusu ve sahibi M.Feyzi Özer kendi köşesinde bu soruna dikkat çekerek, yetkilileri bu gidişata dur deme konusunda uyarmış idi. Eğer bu uyarılar dikkate alınmazsa ileride iş işten geçmiş olacak diyen Özer çok doğru tespitlerde bulunuyor yazısında.
Bir yanda binlerce işsiz genç, beri yanda daima eleman arayan iş yerleri… Bir yanda kolay para kazanma yolları/hayalleri ki bunların başında şans oyunları, kumar vs. gibi türlü şeyler geliyor beriki yanda bileğinin gücü, alnının teri ile kazanılacak üç beş kuruş… İnsanlar artık bilek gücü, alın teri, helal kazanç yerine en erken ne kadar fazla para kazanabilirim, bir anda nasıl çok fazla para kazanırım sorularının cevaplarını arıyor. Bundan dolayı değilmidir, her geçen gün kapkaç olaylarına, hırsızlık olaylarına, gasp olaylarına, çete kurma olaylarına ve daha birçok olaylara/eylemlere yöneliyor gençliğimiz. Bu bir toplumsal sorun haline geliyor artık, artık insanlar emeğimle para kazanayım düsturuyla hareket etmiyor… Yıllardır izlenen toplumsal dejenerasyonlar ve maalesef gelinen sonuç…
Evet şimdi düşünelim bir genç ortalama 20-25 yaşına kadar babasının verdiği harçlıklarla yaşıyor, daima babasının eline baktığı için hayata bakış açısı gelişmiyor, kendini geliştiremiyor ve kendisine güvenemiyor. Babasının bu genç üzerine daima titrediğini, bir dediğini iki yapmadığını düşünürsek birde bu çocuğun 25 yaşına kadar el bebek gül bebek yetiştiğini eklersek hipotezimize 20-25 yaşından sonra bir anda boşluğa düşen bu çocuğun neler yapabileceğine gelin hep beraber tahmin edelim. O yaşına kadar hiçbir sorumluluk almamış, maddi olarak daima birilerine bağımlı olarak kalmış ve/veya sorun yaşadığında daima karşısında kendisini destekleyen sorunlarını çözen birilerini gören gencin o yaşına kadar gelişmeyen bazı önsezileri hayata bakış açısı, sorumluluk alma olgusu, o yaştan sonra daha da zor gelişecek ve hayata atıldığı düşünülen genç adeta sudan çıkmış balığa dönecek ve hiçbir şekilde hiçbir işte başarılı olamayacak/tutanamayacaktır.
Maalesef günümüzde gelinen noktanın da bundan pek farklı bir yanı bulunmamaktadır. Elazığda binlerce kişi işsizlikten şikayetçi, ancak daima iş arayan işyeri işletmecileri ise çalıştıracak işçi bulamamaktan şikayetçi. İş arayan birçok gencimize asgari ücretle çalışmak bile sıcak gelmiyor, gençlerimiz artık şans oyunları, kumar vs. gibi kısa yoldan para kazanma yollarını daha sıcak buluyorlar. Birçok sektör çırak bulamadığı için, insanların çocuklarını çalıştırmaya kıyamamasından dolayı bitme noktasına geliyor. Birçok işyeri kalifiye eleman bulamadığı için sorunlar yaşıyor. Ama bunun yanında binlerce insan işsizlikten yana muzdarip, iş arıyor ama bulamıyor…
Evet özetle şunu söyleyecek olursak, yıllardır izlenen toplumsal dejenerasyon politikasının Elazığ ayağının tuttuğunu söylemek pek de yanlış olmasa gerek.
İnsanlar artık alnının teri ile, bileğinin gücü ile para kazanmak yerine kahve köşelerinde oturarak, şans oyunları, kumar, kapkaççılık, hırsızlık vs. gibi şeyleri tercih ediyor. Artık bu olay toplumsal bir sorun haline gelmiş durumdadır, artık birilerinin bu gidişata dur demesi gerekmektedir. Yoksa maazallah ilerleyen günlerde daha farklı/daha acı tablolar karşımıza çıkabilir.
Ayışığı Gazetesi Kurucusu ve Sahibi M.Feyzi ÖZER
Artık Elazığ'ı kimse anlayamıyor
“Elazığ'ı artık kimse tam anlamıyla tanıyamıyor. Binlerce boş insan ve eleman bulamayan iş yerleri. Bir yandan işsizlikten dert yananlar, bir yandan iş beğenmeyenler. İşin ehli olmayanlarda çabası tabi ki. Son yıllarda Elazığ'ımızda en büyük sorunlardan biri çırak bulamamak. Kimisi verilen ücretlerin yeterli olmadığını gerekçe gösteriyor, kimisi 8 yıllık zorunlu eğitim çocukların meslek öğrenmesine engel olduğunu savunuyor.
Çocuklarının 'altın bir bileziği' olmasını isteyen aileler, çocuklarını tam anlamıyla şımarttıkları için kahvehane köşelerinden alıp iş ortamına alıştıramıyor.
Şu anda Elazığ'da asgari ücretle bile eleman gidip çalışmıyor. Parayı az bulan gençler genellikle kolay para kazanma yollarına sapıyor. Mesela şans oyunları, kahvehanelerde kumar gibi bir çok yolu seçmekte. Bir çoğu da okul köşelerinde çocuklarımızı sıkıştırarak para toplamaya çalışıyor. Bu para toplayanda bizim çocuklarımız. Tabi ki onlara da sahip çıkmak gerekiyor. Bunlarda yetmiyormuş gibi kapkaççılık ve hırsızlıklara yöneliyor. Yetkililerin bu konuda bir çalışma yaparak gençlerimizdeki bu eksiklikleri bir an önce gidermeleri gerekiyor. Yoksa ileride Elazığ'ı ve Elazığ'da bulunan gençlerimiz için tehlike çanları çalmak üzere…”
(Ayışığı Gazetesi, 24 Ekim 2005)
Elazığ Gazetesi ANA SAYFA
|